Fotoğrafla ya da fotoğraftan beslenmek

Fotoğraf Galerisi

Fotoğrafla ya da fotoğraftan beslenmek

Eline fotoğraf makinesi değmiş her kime sorsanız,” fotoğraf hayattır,nefes almaktır…” der, size; en basitinden bir tanımlamayla.Binlerce yıldan bu yana, çevresinde akıp giden yaşam ve ona dair izleri, görüntüleri dağlara taşlara çizip anlatarak paylaşan insanoğlunu, 1800’lü yılların ilk çeyreğinden sonra doğa ve yaşamda gördüklerini belgeleme ve geleceğe aktarmanın ikinci bir yolu olarak fotoğrafı bulduğunu görüyoruz…

Mağara resimlerinden itibaren fotoğrafın ortaya çıktığı zamana kadar geçen tarihsel süreçte, çevresinde gördüklerini görselleştirme ve geleceğe aktarma işleriyle uğraşanların en temel kaygısı, gördükleri ile oluşturdukları görüntüleri gerçeğine tıpa tıp uygun ve benzetebilmek olmuştur. İnsanlık tarihi ışık ve görüntü ilişkisine kafa yormuş, görüntünün ortaya çıkış serüvenini en ince ayrıntısına kadar kovalamış, kendi zamanında amiyane tabirle “akıldan yoksun, deli “ tanımlamasına mazhar olmuş onlarca bilim insanının hikâye ve anlatılarıyla doludur. İlk çağlarda olup gelenleri bırakalım da M.Ö 4. yüzyılda bir mağarada, küçük bir delikten giren bir ışığın karşı duvara taşıdığı görüntüyü izleyen Aristo’nun ruh halini bir düşünelim yeter bence…

1500’lü yıllara girerken  resim ve çizimlerde görüntülerin gerçeğine tıpa tıp benzemesi  için perspektif elde etmek amacıyla karanlık odanın (Camera Obscura) kullanılması gerektiğini notlarında belirtmiş ve çizimlerini yapmış olan  Leonardo da Vinci kendinden sonraki 300 yıl içinde geliştirilerek, bugün elimizden düşmeyen ve adına fotoğraf makinesi denen görüntüyü hapsetme makinesinin de ilk mimarıdır bence…

1500’lü yılların ortasına gelindiğinde, Daniello Barbero isimli bir İtalyanın Camera Obscura’ya bir diyafram düzeneği eklediğini, sonraki yıllarda ise bu diyafram düzeneğinin bir mercekler grubuyla desteklenerek daha net ve parlak görüntülerin elde edildiğini görüyoruz. O yıllarda Camera Obscura’lar oldukça büyüktü ve içlerine bir insan girerek rahatça çizim yapabiliyordu. 17. yüzyıldan başlayarak Camera Obscura’ların boyutları artık küçüldü ve hem mekanik hem de optik açıdan çok geliştirildi. 1776 yılında Johann Zahn, Camera Obscura’ya bugünkü objektiflere benzer bir düzenek ekledi. İleri, geri hareket ederek netlik yapmada kullanılan bu düzenekler ile Zahn portre çizmeye başladı ve o düzenek, yapı olarak bugünkü yansıtmalı (refleks) fotoğraf makinelerine çok benziyordu. Bilim insanları ve mucitler bir yanda Camera Obscura’nın mekanik ve optik açıdan mükemmel hale gelmesini sağlarken, diğer yandan da fotoğrafın kimyası üzerinde çalışmalarına devam ediyorlardı. 17. yüzyılda toz gümüş nitratın güneş altında karardığı bilimsel olarak kanıtlandı. 1727 yılında Alman bilim insanı Johann Heinrich Schultze gümüş nitrat dolu şişelerin üzerine ışık geçirmeyen nesneleri koyarak, bu şekillerin şişelerin içindeki kimyasal maddelerin üzerinde oluşmasını sağladı. Ancak bunlar tespit edilemedikleri, bir başka deyişle kararmaları durdurulamadığı için bir süre sonra kendiliklerinden karararak silinip gidiyorlardı. Bu çalışmalardan yaklaşık elli yıl kadar sonra İsveçli  bir kimyager Carl Scheele, ışık görmüş gümüş tozlarının kimyasal işlemlerden geçirildikten sonra kararmalarının durdurulabileceğini buldu.

1800’lerin başında da İngiliz bilim insanları da benzeri çalışmalar yapıyorlardı. Wedgewood, üzerine gümüş nitrat sürülmüş kâğıt parçalarını kullanarak bunların üzerinde fotoğrafik görüntüler oluşturuyordu. Ancak saptama -tespit banyosu olmadığı için bu görüntüler de kendiliklerinden karararak yok oluyorlardı.

1820’lerde Fransız bilim insanı Joseph Nicéphore Niepce (7 Mart 1765 - 5 Temmuz 1833) ilk kez, bir aygıt aracılığıyla oluşturulan görüntüyü, iki boyutlu bir düzlem üzerine kaydetti. Niepce, kurşun kalay alaşımlı bir plaka üzerini bir tür asfaltla (bitümen) kaplamış ve yaklaşık sekiz saatlik bir pozlama sonucunda ilk fotoğrafı elde etmişti.

1827 yılından itibaren birlikte çalışmaya başlama kararı alan Jaques Louis Daguerre ve Niepce 1839 yılına gelindiğinde ticari anlamda ilk kez başarılı bir sistem geliştirdiler. Daguerre bir ressamdı ve Camera Obscura’yı o dönemde birçok ressamın yaptığı gibi resim yapmakta kullanıyordu. Daguerre, gümüş iyodür ile yaptığı görüntü kaydı çalışmalarını sürdürdü ve azimli çalışmaların sonucunda oldukça ilerledi. Elde ettiği sonuçları ise 19 Ağustos 1839 tarihinde Fransız Bilimler Akademisi aracılığıyla duyurdu ki buluşunun adı da artık “Daguerrotype” olarak anılmaya başlandı.

Fotoğraf sözcüğün ilk kez 1800’lerin ilk yarısında, 1839 yılında Sir John Herschel tarafından kullanıldı. Fotoğraf sözcüğü eski Grekçeden gelir. İki farklı sözcüğün birleşmesiyle oluşan Fotoğraf,basitleştirilmiş Türkçesi ile Foto=Işık, Grafi= Çizmek, yazmak demektir. Bundan da anlaşılabileceği gibi fotoğraf, ışıkla yazma işidir. Kısaca Işık varsa fotoğraf da vardır; ışık yoksa fotoğraf da olmayacaktır.

Bütün bu anlatı ve alıntılardan sonra “Fotoğraf, Işığın görüntüye dönüşme serüvenidir…” diyebiliriz artık. Fotoğrafın insan hayatına girmesiyle birlikte başlayan görüntüleme ve görüntülü yaşam biçimi, insanlık tarihinin de yeniden yazılarak değişmeye başladığı zaman evresidir. İkinci Dünya Savaşı yıllarına gelinceye kadar aşama aşama gelişmelere sahne olan fotoğraf ve fotoğrafçılık yaşlı Dünyanın gördüğü göreceği en kanlı savaş sahnelerinin görüntülenip belgelendiği bir dal bir meslek grubu da yarattı; Savaş sırasında sayıları binlerle ifade edilen fotoğrafçılar belki milyonlarca kare fotoğraf çektiler. İkinci Dünya Savaşı fotoğraflarını Batılılar, Avrupa ve Amerikalılar savaş fotoğrafçılarının objektiflerinden izlediler. O dönemdeki Sovyet fotoğrafçılarının da fotoğraf tarihi açısından çok önemli fotoğraflara imza attıklarını biliyoruz. İkinci Dünya savaşından sonra kurulmaya başlayan Fotoğraf ajansları, kooperatif benzeri fotoğraf pazarlama birlikleri aracılığıyla bir yandan Dünyanın Fotoğraf arşivi oluşurken, diğer taraftan da fotoğraf üzerinden beslenen mesleki yapılanmaların da ortaya çıktığını görmekteyiz.

Fotoğrafik görüntüler ortaya çıkmaya başladığı andan itibaren sanat çevreleri arasında da hatırı sayılır tartışmalara konu oldu; fotoğraf resim gibi değildi ve resimden daha mükemmel bir şekilde perspektif etkisi yaratarak görüneni aktarıyordu. Fotoğrafın ilk otuz yılında ve takip eden dönemlerde, kimi fotoğrafçılar negatifler üzerinde oynayarak, fotoğraf üzerinde dokular oluşturarak, fırça darbelerinin benzerlerini yaratmaya çalışarak "resim gibi" olanı yakalamaya çalıştılar; artistik arayışlara girdiler. O yıllara kadar Sosyal veya toplumsal belgecilik anlayışına uygun bir gelişme süreci izleyen fotoğraf ve fotoğrafçılık bir yandan gelenekselliğini korumaya çalışırken diğer taraftan sanat olma yolunda da ilerlemelere sahne oldu.

Fotoğrafın hemen arkasından hayatımıza giren Sinema ve Televizyonla birlikte günümüzün en popüler görüntü kullanma ve işleme teknolojisi olan internet kullanımı da dünyayı yönetenlerin ekonomik, siyasal ve politik düşüncelerini benimsetme, kabul ettirme yolunda bir algı oluşturup-yaratma aracı da olmaya başladı.

Bugün, yaşamakta olduğumuz son dönemde, fotoğrafın analog-sayısal diye ayrışması ve sayısal teknolojinin her geçen gün artarak büyümesi ve hayatımıza kattığı inanılmaz kullanım kolaylığı ile birlikte günümüzde fotoğraf yaşamımızın ayrılmaz bir parçası halini alıverdi. Artık geleneksel anlamdaki film üzerine kaydedilen görüntülerin yanı sıra, sayısal yöntemlerle kaydedilen görüntüler de hayatın her alanında kullanılmaya başlandı ki gerek geleneksel fotoğraf, gerekse sayısal fotoğraf oldukça hızlı ve baş döndürecek bir biçimde gelişmeye devam ediyor. Teknoloji kullanımı konusunda yeterli teknik ve kültürel alt yapıya sahip olmayan toplumlarda yarattığı ve yaşattığı sorunları saymazsak fotoğraf ve fotoğrafçılığa olan ilginin gelecekte de artarak devam edeceğini var sayabiliriz.

Fotoğrafın ortaya çıktığı ilk yıllarda “ eyvah meslek elden gidiyor…” diye endişeye kapılan ortaçağ ressamlarının kaygılarını okuyarak gördükten sonra, günümüzün Analog-Sayısal fotoğraf kullanıcıları ve geleneksel tarz fotoğrafçılar ile manipülatörler arasındaki ayrışma ve çekişmeyi daha iyi okuyabiliyor insan. O yüzdendir ki gelecekte de fotoğrafla beslenen insanlar kadar, fotoğraftan beslenen insan sayısı da artarak çoğalacaktır.

 

Zeynel AYDIN
İzmir Fotoğraf Akademisi

 

 

Diğer Köşe Yazıları

Fotoğrafın Hukuki Niteliği
Fotoğrafın Hukuki Niteliği
Bir insan; bir öykü
Bir insan; bir öykü
Distopya - Corona
Distopya - Corona
Dağ Doğa Fotoğraf Yürüyüşleri
Dağ Doğa Fotoğraf Yürüyüşleri
Bir Kutsal Dağ Masalı
Bir Kutsal Dağ Masalı
Fotoğraf yürüyüşü nedir ?
Fotoğraf yürüyüşü nedir ?
Anadolu’nun kutsal Kurbağaları
Anadolu’nun kutsal Kurbağaları
Fotoğraf, Algı ve Algı yönetimi
Fotoğraf, Algı ve Algı yönetimi
Çomakdağ Köyleri - Arşiv
Çomakdağ Köyleri - Arşiv
Öncesi ve Sonrasıyla Fotoğraf
Öncesi ve Sonrasıyla Fotoğraf
Dijital Teknoloji ve Fotoğraf
Dijital Teknoloji ve Fotoğraf
Sinop Fotoğrafçılar Buluşması Yol Hikayesi- 3
Sinop Fotoğrafçılar Buluşması Yol Hikayesi- 3
Sinop Fotoğrafçılar Buluşması - Yol Hikayesi / Bölüm-2
Sinop Fotoğrafçılar Buluşması - Yol Hikayesi / Bölüm-2
Sinop Fotoğrafçılar Buluşması-1
Sinop Fotoğrafçılar Buluşması-1
Anadolu’da Yaylacılık
Anadolu’da Yaylacılık
Fotoğraf Sohbetleri
Fotoğraf Sohbetleri
Yeni gerçeklikler
Yeni gerçeklikler
Fotoğraf nedir ?
Fotoğraf nedir ?

Destekçilerimiz

Patikatrek
Türkü Tour
Pokutsal
RakaniTur
GeziPort
Molarize