Sinop Fotoğrafçılar Buluşması Yol Hikayesi- 3

Fotoğraf Galerisi

Sinop Fotoğrafçılar Buluşması Yol Hikayesi- 3

Boynu bükük olsa da yüzü asık olmayan güzel memleketim Sinop’ta bu sene ilk kez Sinoplu dostlarla birlikte düzenlediğimiz “Sinop Fotoğrafçılar Buluşması” bahanesiyle, doyasıya soluduk memleket havasını; içini dostluk, arkadaşlık ve paylaşımla doldurarak. İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere yurdun farklı köşelerinden gönül birliği içinde kalkıp gelen mütevazı bir topluluk ile kısıtlı günlere sığdırmaya çalıştık Sinop’u her yönüyle tanımayı. Başardık mı? Tabi ki hayır; Sinop ve yöresi, doğası, insanı ve diğer tüm değerleriyle kısa sürede tanınacak gezilip görülecek ayaküstü yerler değil. O yüzden gelenlerin gönül bağı tazelensin, yeniden gelsinler diye eksik bıraktıklarımız oldu biliyoruz; o da bu organizasyondaki kusurumuz olsun. 

Etkinliğin gezi yerleri bölümü içinde ilk sırada yer alan Erfelek Şelalelerine doğru yönümüzü döndüğümüz saatlerde, ince bir yağmur kokusu vardı havada.  Erfelek Şelaleleri, Küre Dağlarının doğu bölümünde, Erfelek Barajı yapım çalışmaları sırasında keşfedilerek Turizm amaçlı kullanıma açılmış olup, büyük şelaleden başlayarak Tatlıca köyüne doğru yükselen ana vadi ve yan kolları içinde irili ufaklı 28 adet şelaleden oluşur. Tatlıca Takım şelaleleri olarak da bilinen, her mevsim kendine has doğal bir güzelliği içinde barındıran, tanrının Sinop İl sınırları içinde sakladığı cennet bir köşedir Erfelek şelaleleri. Her ne kadar aşırı ve kontrolsüz ziyaretçilerinden sebep hızlı bir kirlenmeyle karşı karşıya olsa da, kendisini ziyarete gelen herkese beklediklerini gönülden veren doğa harikası bir yöre olmaya devam ediyor şimdilik. Kısıtlı imkânlarıyla bu doğal cenneti koruma ve temiz tutmaya çalışan başta Erfelek Belediyesi olmak üzere yerel yönetimlerin de hakkını vermek gerek; gayretli ve art niyetsiz çalışmalarından sebep…   
 
Erfelek çarşısına varmadan aracımızı durdurarak her Cuma kurulan yöresel kadınlar pazarını gezelim istedik. Kendi tarlasında, bahçesinde ekip yetiştirdiği bir tutam maydanozdan, karalahanaya kadar her çeşit sebzeyi ve keçi sütüne varıncaya kadar türlü hayvansal gıdayı, haftada bir kez kurulan bu yerel pazara taşıyan Erfelekli kadınlarla, sıkı pazarlık yapmanın nasıl bir şey olduğunu öğrenmek gerek, onların fotoğraflarını çekmeden önce. Tembihlerle uğurladık fotoğrafçı arkadaşlarımızı yerel pazara; biz ise bu buluşmaya verdikleri destek ve katkılarından dolayı sade bir teşekkür için mütevazı Belediye binasının yolunu tuttuk. Misafirperverliği ve dost yaklaşımıyla gönlümüzde yer edinen saygı değer Başkan Sayın Muzaffer Şimşek ağabeye dost selamlarımızı yollayalım buradan bir kez daha. Bir Teşekkür de,  bize Erfelek’i sevdiren, bu şirin belde ile yıllar önceye uzanan bir dostluk ve gönül bağı kurduran, Erfelek’in köklü ailelerinden ve geçmiş dönemin Belediye Başkanı İbrahim Felek ve çok değerli eşi İlknur Felek hanımefendiye gidiyor… Bu şirin beldeye her gelişimizde işini gücünü bırakıp bizi neredeyse şehir girişinde gülen yüzüyle karşılayan ve yöresel, nazik ikramlarıyla tüm ekibi her defasında şaşırtarak mutlandıran bu değerli insanlara dost selamlar olsun.
 
Erfelek çarşısı içindeki kısa fotoğraf molası sonrası bindiğimiz otobüsümüzün yeşile boyanmış şirin bir vadi içinde kıvrılarak yükselen stabilize yollarında ağır aksak gidişi hızımızı düşürdü ve nerdeyse öğle vakti ulaştık büyük şelaleye; yemekten sonra şelaleler tırmanmak daha zor olur dedik ve İlknur hanımın ekip için hazırladığı nokul ve katlamaları otobüsten inen herkese ikram ederek en azından açlıklarını bastırsınlar istedik; çok da iyi oldu.
 
Serin ve kapalı bir havada büyük şelalenin kıyısından başlayan patikada yol alarak, güvenliği riske etmeden görülebilecek en uygun şelalelerin kıyısına kadar yürüdük, küçük gruplar halinde; ve sanırım grup içinde benim şelale fotoğrafım hiç yok diyen kimse kalmadı… İnceden başlayan yağmur kaygan zemini daha da yürünemez hale getirmeden ayrıldık bu doğal cennetin içinden istemeye, istemeye. İki saatlik bir çalışma sonrasında geldiğimiz büyük şelalenin kıyısında kurulan piknik masalarımıza Erfelek Belediyesinin ikramı köfte ayranlı mönü çoktan gelmişti.  Sevimli bir yağmur altında ayaküstü atıştırıp, bir de anı fotoğrafı aldık toplu halde ve Anadolu Yarımadasının en kuzey ucuna, son günlerde üzerine kurulması planlanan Nükleer Santral dolayısıyla adını sıkça duyduğunuz İnce buruna çevirdik yönümüzü. İnce burun, Anadolu yarımadasının en kuzey noktası olup, Karadeniz'e uzanan Sinop Yarımadasının kuzey-batı ucunda yer alır. Burun, katılaşmış lav ve aglomeralardan  (magmatik etkinlikle ilgili en yaşlı kayaç oluşumlar) oluşur. Üst Kretase –Tebeşir - döneminde (Kretase Dönemi, y. 136-65 milyon yıl önce) ait volkanik yüzeyde lavlar, aglomeralara oranla daha geniş yer tutar. Lavlar, sütun biçiminde ve çok çatlamış bazaltlardan oluşur. Bazaltlar ve aralarındaki aglomeralar bu kesimde genellikle kuzey ve kuzey-batıya doğru tabakalı biçimde bir eğim gösterir ki bölge doğal bir jeolojik park görünümündedir.
 
Dik falezli kıyılarla çevrilen İnce burun'un açığında bulunan ve aynı volkanik kayaçlardan oluşan Davşan Adası, küçük bir kaya parçasıdır ve en kuzey nokta orasıdır. Buruna en yakın köy Kurt kuyusu mezrasıdır. Köyün önünden başlayıp, kuzeye, İnce burun'a gidersek, oradan doğuya dönüp kıyıyı takip ederek  Başkaya Burnu'na, ardından güney-doğuya dönüp kıyı şeridinden Hamsilos'a kadar takip edersek kıyının kayalık ve girintili çıkıntılı olduğunu görürüz. Hatta Hamsilos'un başında yüksek kayalar olması nedeniyle herkes burayı Türkiye'nin tek fiyordu olarak bilir. İnce burun'da deniz yüzeyinden 38 m yükseklikte inşa edilmiş bir deniz feneri vardır. Sinop il merkezine 19 km uzaklıktadır.  İşte böylesi güzel ve Anadolu yarımadasında günümüze kadar doğal kalabilmiş az bulunan bu coğrafyada bu günlerde hummalı bir çalışma var; adeta ırzına geçmek istercesine hatta maazallah yok edip ölü bölge olmasına kadar uzanacak bir -belki de iki- Nükleer Santral kurulma çalışmaları yürütülüyor sessizce.  
 
İnce burundan sonra uğradığımız Akliman koyunda beklediğimiz o ince yağmur altında kısa süreli bir gezinti yaparak şehre geri döndük. Gün içinde, Sinop  buluşmasına eğitmen olarak verdikleri destek ile bizi mutlandıran  sayın Mehmet Koştumoğlu ve sayın Tahir Ün değerli hocalarımızın Atölye çalışmaları da bir o kadar keyifli geçti ki, artık Sinop’taki bu son gecemizi gönlümüzce süsleyelim istedik sahil şeridindeki balık restoranlarında…  Gecenin ilerleyen saatlerine kadar süren dostluk birlikteliğimizin ayrılış saati bir türlü gerçekleşmedi neredeyse ki orası ayrı bir yazı konusudur.  
 
Sinop buluşmamızın yegane sebebi fotoğraftı muhakkak; ancak artık gelecekteki yeni buluşmaların yeni bahaneleri var dostluk ve arkadaşlık… Bizi en güzel şekilde misafir ederek bağırlarına basan gönüllerini açan Sinoplu dostlara en içten duygularımızla saygı selam ve teşekkürlerimizi yolluyoruz bir kez daha…Yeni buluşmalarda tekrar birlikte olabilmek umuduyla… 
 
Zeynel AYDIN 
 
 

Diğer Köşe Yazıları

Fotoğrafın Hukuki Niteliği
Fotoğrafın Hukuki Niteliği
Bir insan; bir öykü
Bir insan; bir öykü
Distopya - Corona
Distopya - Corona
Dağ Doğa Fotoğraf Yürüyüşleri
Dağ Doğa Fotoğraf Yürüyüşleri
Bir Kutsal Dağ Masalı
Bir Kutsal Dağ Masalı
Fotoğraf yürüyüşü nedir ?
Fotoğraf yürüyüşü nedir ?
Fotoğrafla ya da fotoğraftan beslenmek
Fotoğrafla ya da fotoğraftan beslenmek
Anadolu’nun kutsal Kurbağaları
Anadolu’nun kutsal Kurbağaları
Fotoğraf, Algı ve Algı yönetimi
Fotoğraf, Algı ve Algı yönetimi
Çomakdağ Köyleri - Arşiv
Çomakdağ Köyleri - Arşiv
Öncesi ve Sonrasıyla Fotoğraf
Öncesi ve Sonrasıyla Fotoğraf
Dijital Teknoloji ve Fotoğraf
Dijital Teknoloji ve Fotoğraf
Sinop Fotoğrafçılar Buluşması - Yol Hikayesi / Bölüm-2
Sinop Fotoğrafçılar Buluşması - Yol Hikayesi / Bölüm-2
Sinop Fotoğrafçılar Buluşması-1
Sinop Fotoğrafçılar Buluşması-1
Anadolu’da Yaylacılık
Anadolu’da Yaylacılık
Fotoğraf Sohbetleri
Fotoğraf Sohbetleri
Yeni gerçeklikler
Yeni gerçeklikler
Fotoğraf nedir ?
Fotoğraf nedir ?

Destekçilerimiz

Patikatrek
Türkü Tour
Pokutsal
RakaniTur
GeziPort
Molarize