FOTOĞRAFLARIN HUKUKİ NİTELİĞİ VE GENEL ANLAMDA 5846 SAYILI FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU ANLAMINDA KORUNMASI  HUSUSU 

 

Fotoğraf ; mevcut bir varlığın veya nesnenin görüntüsünü bir makine vasıtasıyla tespit etmektir. Fotoğrafın resimden farkı mevcut olanı aynen yansıtmasıdır. Resim görünenden başkasını da yansıtmaktadır. Resim mevcut olmayanı da yansıtabilir. Resimde görüntü tespiti için makine değil insan uzvu kullanılmaktadır. Fotoğraf terimi yerine, resim teriminin kullanılması, hatalı bir kullanım olacaktır. Ancak gerek halk arasında gerek Kanunlarda fotoğraf yerine resim ibaresi  kullanımı kanımızca hatalı  bir kullanımdır.  
 
Fotografik eser,  fotoğrafçılık sanatının araç ve yöntemleri kullanılarak meydana getirilen eserdir. 
 
Fotoğrafın kim tarafından çekildiğini anlamak da oldukça zordur. Örneğin Picasso ve Buffet  bir horozun resmini yapsalar  meydana gelen eser Picasso ve Buffet olur, iki ünlü fotoğrafçı bir horozun fotoğrafını çekseler, eserin adı horoz olur. Çok defa da fotoğrafı çeken belli değildir. Hatta maalesef bir çok fotoğrafçının fotoğrafının, fotoğrafı çeken fotoğrafçıdan izin almaksızın kullanımı yanında, fotoğrafçının isminin dahi zikredilmemesi büyük bir hukuk ihlalidir. Korsanda, Emitasyonda ve kopyada Çin den sonra Dünya ikincisi olan Ülkemiz açısından bu sonucun olması maalesef kaçınılmaz olmuştur.  
 
Aşağıdaki çalışmamızda, siz değerli Fotoğrafçı arkadaşlarımıza, çektikleri fotoğraflarının hukuki kimliklerinin belirlenmesi, fotoğraf çekerken dikkat etmeleri gereken hususlar, kaba hatlarıyla açıklanmaya çalışılmıştır.
 
Öncelikle, her ürünün eser olarak aşağıda FSEK olarak belirteceğimiz 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa göre eser olmayacağını, bazı kriterleri taşıması halinde eser olarak nitelendirileceğini belirtmekte fayda görüyoruz. Ki bir ürünün eser olmaması demek 5846 sayılı FSEK kapsamında koruma bulmayacağını göstermektedir. FSEK bakımından koruma kapsamında olmayan bir ürün, şartlara uyması halinde Borçlar Kanunu ve sair kanunlar tarafından koruma görebilir. Bu husus her fotoğrafın kimliğine, özelliğine, konusuna göre değişiklik arz etmektedir. Bu sebeple FSEK korumasından faydalan Eser sayılan Fotoğrafları Hukuki bakımdan incelemeye başlayabiliriz. 
 
        FSEK  1. maddesinde genel anlamda "eser" tanımı yapılmıştır . Buna göre : “Sahibinin hususiyetini taşıyan ve “ ilim ve edebiyat “, “musıki” , “güzel sanatlar” veya “sinema eserleri” olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri eser sayılmaktadır.” denilmektedir. Aynı maddede “eser sahibi “;  “eseri meydana getiren kişi“ olarak açıklanmıştır. Fikir ve Sanat Eserlerinin çeşitleri de 5846 sayılı FSEK 2,3,4 ve 5. maddelerinde belirtilmiştir.
 
FSEK madde 2 ANLAMINDA İLİM VE EDEBİYAT ESERİ OLARAK FOTOĞRAF 
 
       FSEK   2 /3. maddesinde  , İlim ve edebiyat eserleri : “Bedii vasfı yani estetik vasfı bulunmayan, her nevi teknik ve ilmi mahiyette fotoğraf eserleriyle, her nevi haritalar, planlar, projeler,  krokiler, resimler, coğrafya ve topoğrafyaya ait maket ve benzerleri, her çeşit mimarlık ve şehircilik tasarım ve projeleri, mimari maketler, endüstri, çevre ve sahne tasarım ve projeleri “ şeklinde alt grupta düzenlenmiştir. Maddede sayılan eser türleri açıkça belirtilmiş olup bunları kıyas yoluyla genişletmek mümkün değildir. 
 
Bedii vasfı bulunmamak tabiri ile anlatılmak istenen  bu tür eserlerde estetik nitelik önem taşımadığıdır. Eğer fotoğrafın aynı zamanda estetik niteliği de varsa sadece ilim ve edebiyat eseri olarak değil ayrıca  FSEK madde 4 kapsamında Güzel Sanat Eseri olarak da korunur. Bu madde anlamındaki eserlerin niteliği; belirli bir bilimsel ve teknik konuyu yüzey ya da cisim halinde canlandırarak öğretmek yahut açıklamaktır. Bu nedenle öğretici ve açıklayıcı niteliği bulunmayan fotoğraflar FSEK madde 2 kapsamında korunmazlar. Katalog, fiyat listesi, öğretici niteliği bulunmayan ilanlar, korunmazlar. Bu tarz eserleri kullanım yerine göre de değerlendirmek lazım. Örneğin bir tavuk fotoğrafı çektik ;  Tavuğun gıda sektöründeki yeri , Türkiye de tavuk yetiştiriciliği  konusunda okul kitabında ve sair yerde kullandık , açıklayıcı ya da öğretici manada bu durumda eser olur ancak katalogda veya gittiğiniz bir restoranda kullandığınız zaman eser sayılmayacaktır. Bu tür eserlerde,  sahibinin hususiyetini taşıma kıstası orijinal olmaktan çok sarf edilen emek unsurunda aranmalıdır. Gerçekte burada korunan muhteva değil şekildir.  Anılan yasanın 2/3. maddesinden bedii vasfı bulunmayan her nevi  teknik ve ilmi mahiyette fotoğraf eserinin  eser niteliğinde olduğu anlamı çıkıyor ise de, eserin yasanın korumasından yararlanacak bir eser niteliğinde olup olmadığı, bu  hükmün 1/B maddesi hükmüyle birlikte değerlendirilerek sahibinin özelliklerini taşıyıp taşımadığının tespitine bağlıdır. 
 
Peki sahibinin özelliklerini taşıması hususundan ne anlamalıyız ? ya da bir eserin sahibinin özelliklerini taşıması ne anlama gelir ? 
 
Sahibinin özelliğini taşımaktan kastedilen ise; belli bir  üslup taşıması, sahibinin yaratıcılığını, teknik bilgi ve becerisini, bağımsız fikri çalışmasını yansıtmasıdır. 
 
• Yargıtay kararlarında da estetik vasfı bulunmayan her türlü fotoğraf, harita, plan, proje vb gibi ürünlerin 5846 sayılı yasanın 2/3. Maddesi gereğince bir ürünün İlim ve Edebiyat eseri olarak kabul edilebilmesi için her halükarda hususiyet unsuruna sahip olması gerektiği, hususiyet unsuru olmayan bu tür ürünlerin, eser olarak korunmayacağı belirtilmiştir. ( Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Yorumu,Levent  YAVUZ,Türkay ALICA,Fethi MERDİVAN,I. Cilt, s. 106
 
ESER SAHİBİNİN ÖZELLİĞİ KONU SEÇİMİNDE VE FOTOĞRAF TEKNİĞİNDE, ESTETİK DEĞER İSE MUHTEVANIN ÇIPLAK GÖZLE GÖRÜLEBİLECEK HALDEN BAŞKA BİR ŞEKİLDE YANSITILABİLMİŞ OLUP OLMADIĞINDA ARANMALIDIR.  
 
• Hususiyet tespiti, uygulamada Fotoğrafın teknik detaylarından anlayan Teknik Bilir kişiler aracılığıyla, bu konuda ihtisas mahkemeleri olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk ve Ceza Mahkemeleri tarafından yapılmaktadır.  
 
Kısaca ; FSEK in 1/B maddesinde öngörülen tanım dikkate alındığında bir fikir ve sanat eserinin FSEK madde 2/3 anlamında, eser olarak nitelendirilebilmesi için iki unsuru birlikte barındırması gerekmektedir. Bunlardan ilki fikir ve sanat ürününün “sahibinin hususiyetini taşıması“, ikincisi ise kanunda sayılan eser kategorilerinden birine dahil olması ( objektif unsur- şekle ilişkin şart ) dır. Bu unsurlar bulunmadığı takdirde ürünün eser sayılması mümkün değildir. 
 
FSEK madde 4 ANLAMINDA GÜZEL SANAT ESERİ OLARAK FOTOĞRAF 
 
FSEK  4/b.5 . maddesinde Güzel Sanat Eserleri başlığı altında “estetik değere sahip olan fotografik eserler ve slaytlar “ şeklinde düzenleme yapılmıştır. Bir eserin güzel sanat eseri sayılabilmesi için estetik değer ve hususiyet taşıması gerekmektedir. Fotoğraflarda estetik nitelik konunun çıplak gözle görülenden başka türlü yansıtılması halinde ve fotoğrafçının fotoğraf çekerken yaptığı hazırlık çalışmalarında ve fotoğraf üzerine aksettirmiş olduğu hususlarda görülür. (Belgesay,Şerh,s.29; Engin Erdil, Şerh,İstanbul, s.69 )
 
Fotoğrafların herhangi bir teknik, ilmi  mahiyet taşımadığı, herhangi bir yaratıcı unsur ve sanatsal kaygı taşımadığı, fotoğrafların çekildikten sonra bilgisayarda düzenlenmesi çalışmalarının, çekilen konunun (imaj) çevrelerinin temizlenip, basit şekilde rötuş (retouching) yapılarak meydana getirilmesi, imajların fotoğrafı çeken tarafından bir tasarım veya sanatsal çaba gösterilmeden meydana getirildiği, verilen objelerin fotoğrafının aynen çekildiği ve bilgisayar ortamında basit olarak düzeltildiği, fotoğraflarda manipülasyon tekniği ve el becerisi uygulanmadığı, ürün tanıtımları için masaüstü çalışma ve ürün deküpelik çekimi söz konusu olduğu durumlarda bu fotoğrafların eser olduğundan bahsedilemez. 
 
DEKÜPE : Dekupe bir resmi düzenli bir biçimde kenarlarından kırparak montajlamaya veya arka plandan ayırmaya denir.
 
MANİPÜLASYON : Birkaç fotoğrafın birleştirerek işlenmesine veya deforme edilerek efektler uygulanmasına foto-manipulasyon denir. 
 
ESTETİK KAVRAMI BAKIMINDAN : Güzel sanat eserleri estetik olan eserlerdir. Güzel sanat eserlerinde hususiyet unsuruna ek olarak estetik vasfa sahip olma koşulu da getirilmiştir. Eser doğrudan doğruya, göz kanalıyla estetik duygularımıza hitap eder. (Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Yorumu,Levent YAVUZ,Türkay ALICA,Fethi MERDİVAN,I. Cilt s. 130); Amaç ne olursa olsun, sanat kurallarına göre estetik bir hususiyet içeren bütün ürünler, korumaya hak kazanır. Ancak; meydana getirilen eserin, mesela bir binanın yahut bir vazo veya sürahinin tahsis edildiği amaca şekil bakımından elverişliliği estetik vasfın kabulü için yeterli sayılmaz . Tahsis edilen amacın sınırları içinde kalmakla beraber, sanatkara sanat duygularını ifade bakımından yaratma imkanı bırakılmış ve sanatkar yarattığı eserde bu duygularını da açıklama imkanını bulmuşsa hukuken bir sanat eseri var sayılır. Estetizm, insan duygularına hitap eden, vücuda getirilen ürünü benzeri ürünlerden farklılaştırarak, özgünleştiren ve ilgi çekici kılan sanatsal özelliktir.  ( Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Yorumu, Levent  YAVUZ, Türkay ALICA,Fethi MERDİVAN,I. Cilt s.131
 
 İMAJI, FOTOĞRAFLANANI İNSAN  OLAN FOTOĞRAFLARDAKİ HUKUKİ DURUM 
 
1.) GENEL OLARAK 
 
Bir fotoğrafın estetik, bilimsel ve teknik değeri bulunmaması halinde ve Fotoğraflananı insan olan ve mankenin tanınabildiği fotoğraflar da FSEK  86. madde  anlamında kişilik hakları açısından bir korumanın söz konusu olduğundan bahsedilmektedir. (Engin ERDİL , İstanbul ,s.70 ) FSEK 86. maddesinde : “ Eser mahiyetinde olmasalar bile, resim ve portreler tasvir edilenin, tasvir edilen ölmüşse 19 uncu maddenin birinci fıkrasında sayılanların muvafakati olmadan tasvir edilenin ölümünden 10 yıl geçmedikçe, teşhir veya diğer suretlerle umuma arz edilemez.” denilmektedir. Kanunun bu maddesindeki resim ve portrelere, fotoğraflar da girmektedir. Ancak fotoğrafların bu madde kapsamında değerlendirilmesi için kişinin dış görüntüsünü yansıtıyor olması gerekir. Bu madde ile korunan bir kimsenin dış görünüşü üzerindeki kişilik hakkıdır.  
 
Resim ve Portrenın ne tür bir malzemeden yapıldığının önemi yoktur. Bu nedenle makineyle çekilmiş fotoğraflar, masklar, kabartmalar, karikatürler de madde kapsamında değerlendirilir. Yine resim ve portrelerde, tasvir edilenin yüzünün görülmesi veya aslına çok benzer olması zorunlu değildir. Portre veya resmin normla bir inceleme ile bir kişiyle ilişkilendirilmesi ona it olduğunun anlaşılması yeterlidir. (Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Yorumu,Levent  YAVUZ,Türkay ALICA,Fethi MERDİVAN, II. Cilt s.2857
 
Dış görünüş, kişilik haklarının bir parçası olarak hukuken korunur. Bu nedenle resim veya portre, bunu meydana getiren aslın maliki kadar, tasvir edileni de ilgilendirir. Dolayısıyla resim ve portrenin eser niteliğini taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın, tasvir edilenin izni olmadıkça teşhir ve umuma arz edilemez. 
 
2.) İMAJI, FOTOĞRAFLANANI İNSAN  OLAN FOTOĞRAFLARDA TASVİR EDİLENLERDEN İZİN ALINMASI HUSUSU
 
FSEK’na göre; kişinin fotoğrafı, doğrudan O’nun kişilik haklarıyla ilgilidir. Tasvir edilenin rızası olmaksızın teşhir ve umuma arz edilemezler. Hatta kişinin suretini temsil eden fotoğrafların “eser” niteliğinde olmasına da gerek yoktur. 
 
Fotoğraflananı insan olan ve mankenin tanınabildiği fotoğraflar FSEK  korumasındadır. FSEK’na göre; eser mahiyetinde olmasalar bile fotoğrafta tasvir edilen kimseden veya bu kimse ölmüş olsa bile, mirasçılarından izin almak gerekir. Bu izin olmaksızın kişilerin suretini içeren fotoğraflar 10 yıl geçmedikçe teşhir veya diğer suretle umuma arz edilemezler. ( FSEK 86/1 ) Bir şahsın fotoğrafı, yağlı boya,karakalem portresi,resimleri, büstü vs onun izni alınmaksızın teşhir veya diğer bir şekilde umuma arz edilemez.(Engin ERDİL,Nisan 2005, İstanbul,FSEK şerhi, sayfa 795) Bir reklamda, afişte, gazetede, dergide ve sair yerlerde kullanılamaz. 
 
Eser mahiyetinde olmayan resim ve portrelerin umuma arz edilebilmesi için resim ve portrede resimlenen ve portrelenen kişinin, bu kişi ölmüş ise FSEK 19/1 de sayılan kişilerin izni gereklidir. Resim veya portre aynı zamanda eser niteliği taşıyorsa eser sahibinden de izin alınması gereklidir. 
 
Fotoğrafçılarda çekilen ve vitrinde teşhir edilen fotoğraflarda fotoğraflananın , modelin rızasının alınması uygun olacaktır. Bu hallerde model sözleşmesi yapılmasının uygun olacağı kanaatindeyiz. Günümüzde fotoğraf makinesinin kadrajına giren her canlının çekilmesi durumuyla karşı karşıyayız. Fotoğraf makinesini kullanan amatör ya da profesyonel fotoğrafçıların her an model sözleşmesi yapması, bu sözleşmeyi o an için yanında bulundurmaları söz konusu olamayacağından en azından fotoğraflanan kareden önce, fotoğraflananın rızasına delil teşkil edecek bir kareyi fotoğraflamalarının menfaatlerine olacağı düşüncesindeyiz. Yurt dışında ise; imaj hakkı denilen bir hak dolayısıyla, fotoğrafçının rastgele, fotoğraflananı insan olan fotoğrafları çekmesi durumu kısıtlanmıştır. Yani, sokakta bir insanın fotoğrafını çekmek istesek dahi imaj hakkına istinaden, bir bedel ödeyerek o kişiden ayrıca izin almamız gerekecektir. 
 
Bizim hukukumuzda ise; İzin açık veya örtülü olabilir. Özellikle belirli bir ücret karşılığı, modellik yapanların, resim ve portrelerinin teşhir ve her türlü kamuya arzına izin vermiş olduğu ilke olarak kabul edilir. Zira işin niteliğinden ve yaygın uygulamadan bu anlaşılmaktadır. Ancak resmin çektirilmesi veya portrenin yaptırılması için verilen izin, işin niteliğinden açıkça anlaşılmıyorsa, ticari kullanımı kapsamaz. Yargıtay uygulaması da bu yöndedir. 
 
Bir fotoğraf sanatçısından ücret alarak modellik yapan kişi, fotoğrafının sanatsal amaçlarla basılacağını, sergilerde teşhir edileceğini , beğeni toplarsa çoğaltılıp satılmak suretiyle kullanılacağını bilir. Ancak sokakta yürüyen bir kimse; tarlada çalışan kadın, herhangi bir ücret almaksızın fotoğrafının çekilmesine izin vermiş ise, bunun sanatsal olarak kullanılacağını öngörebilirse de reklam yüzü olarak ticarileştirilmesi, bilboardlarda kullanılması, basın yayın organlarında örtülü olarak izin verildiğinin kabulüne imkan yoktur. Yine, ücretini vererek,  vesikalık fotoğraf veya düğün fotoğrafı çektiren kişilerin, fotoğraflarının fotoğrafçının vitrininde teşhirine izin verdiği sonucu çıkarılamaz. ( Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Yorumu,Levent YAVUZ,Türkay ALICA,Fethi MERDİVAN,  II. Cilt s. 2859)
 
Bir resmin veya portrenin bir davada kanıt olarak kullanılması, kaçağın yakalanması için basın yayın organlarında gösterilmesi, bu türden üstün kamu yararı bulunması halinde FSEK 30/1-son cümle hükmü ne göre: fotoğraflar, genel güvenlik düşüncesiyle adli amaçlar için sahibinin rızası alınmaksızın, resmi makamlar veya bunların emri ile başkaları tarafından her şekilde çoğaltılabilir ve yayılabilir “. 
 
İzin tek taraflı bir işlem olup, geçerli olması belli bir şekil şartına tabi değildir. Açık bir beyanla veya yazılı olarak verilebileceği gibi, yukarıda ifade edildiği gibi örtülü de olabilir. İznin teşhir veya kamuya arz eylemi öncesi alınması da mümkündür. Ancak geri almanın, eylemden önce muhataba ulaşması gereklidir. Eylem gerçekleştikten sonra geri alma geçersizdir. Örneğin, bir kimsenin resim veya portresini yayımlamak üzere bir fotoğrafçılık dergisine gönderip, dergi baskıya girdikten sonra bundan vazgeçmesi, derginin dağıtımını durdurması ve toplama talep etmesi mümkün değildir. Şüphesiz resim veya portrenin bu dergi dışında, örneğin arkadaş arama sitesinde yayını, yayının yeri itibari ile şahsiyet haklarını zedeleyecek niteliktedir. Bu nedenle verilen izin bu kullanımı kapsamaz.  Başka bir ifade ile iznin kapsamını aşan kullanım,  ihlal oluşturur.  Örneğin bir kimsenin fotoğrafının bir web sitesinde yayınına  izin vermesi , fotoğrafın buradan alınıp başka amaçlarla kullanılmasını hukuka uygun hale getirmez.  Yayına izin verilen resim açıkça müstehcen ise bu kez verilen izin TMK m. 23 anlamında ahlaka aykırı olup her zaman yayından vazgeçmek mümkündür . Nitekim FSEK 86/son hükmü bu durumu saklı tutmuştur. ( Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Yorumu,Levent YAVUZ,Türkay ALICA,Fethi MERDİVAN, II. Cilt s. 2860
 
3.) İMAJI, FOTOĞRAFLANANI İNSAN OLAN FOTOĞRAFLARDA TASVİR EDİLENLERDEN İZİN ALINMASI HUSUSUNUN İSTİSNALARI 
 
FSEK 86/II -1 . madde izin koşulunun aranmayacağı halleri düzenlemiştir. Buna göre  göre : “Memleketin siyasi ve içtimai hayatında rol oynayan kimselerin resimleri” için muvafakat alınmadan kullanılması hukuken caizdir. Politikacılar, tiyatro oyuncuları, sunucular, spikerler, dansçılar ve sair kimselerin fotoğrafları izin alınmadan kullanılabilinir . Ancak bu kişilerin kişilik haklarını zedeleyecek durumlardan kaçınılmalıdır. 
 
Buradaki “memleket “ kavramı sadece bir bölgeyi, ili, ilçeyi değil, tüm ülkeyi içinde barındırır. Bu bağlamda memleketin siyasi ve içtimai hayatında rol oynayanların tüm ülkeye mal olmuş kişiler olması gerekmektedir. Örneğin  Bir ilçenin belediye başkanının resminin yayımlanması izne tabidir .  
 
Sahne sanatları ile ilgili fotoğraflardaki hukuki durumu bu maddede değerlendirebiliriz. Sahne sanatları örneğin halk dansları, opera, bale, tiyatro, pandomima ve sair kareografi içeren sahne sanatlarında fotoğraf çekenin sanatı icra eden kişiden ziyade bütünüyle sanatın kendisi olduğundan, kişilik haklarını ihlal etmeyecek şekilde kullanılması halinde fotoğraflananın yayımlanması kanaatindeyiz. Burada genel bir yorum yapmak gerekmektedir. Fotoğrafı çekenin niyeti oldukça önemlidir. Burada fotoğraflanan sahne sanatı mıdır yoksa sanatı icra eden midir ? Bir kompozisyon halinde çekim yapılması durumunda sahne sanatının, sadece tek karelik çekimde sanatı icra edenin fotoğraflandığından bahsedebiliriz. 
 
Bu istisnanın dört önemli kriteri belirlenebilir. 
 
• İlki, resmi kullanılan kimsenin , memleket siyasetinde ve sosyal hayatında rolü olması,
• Kullanımın, kişinin bu rolüyle ilgili olması 
• Haber alma, düşünce ve kanaat, basın yayın özgürlüğü gibi temel hak ve özgürlüğü gibi temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasına ilişkin kamusal yararın gerektirdiği ölçüyü aşmaması 
FSEK 86/son hükmüyle saklı tuttuğu, genel sınır olan resmi kullanılanın, kişilik haklarına saldırı niteliğini taşımamasıdır. 
 
Tasvir edilen kimselerin iştirak ettiği FSEK 86/II-2 de belirtilen  Geçit resmi, resmi tören yahut genel toplantıları gösteren resimlerde;  yayım için   muvafakatin alınması şart değildir. Gösteri yürüyüşü, şenlik, festival, törenler bu maddede değerlendirilebilir. Bu organizasyonda  yeralanların fotoğraflanması hukuken caiz sayılmıştır. Örneğin Karadenizde düzenlenen yayla şenliklerinde fotoğraflanandan, Greenpeace üyesi bir gencin gösteri yürüyüşü esnasında fotoğraflanması, resmi geçit esnasında fotoğraflanma halinde iş bu resmin veya fotoğraflamanın yayımında kanunun lafzı ile  bir sakınca bulunmamaktadır. Zira buradaki amaç belli kişilerden ziyade olay, tören, şenlik vs hususlara dikkat çekmektir. 
 
FSEK 86/II-3 . Günlük hadiselere müteallik resimler, radyo ve film haberleri için de muvafakate gerek yoktur. Bu durumda amaca uygun kullanım  gerekmektedir. Örneğin hava durumunun hayatı felç ettiğine dair bir haberde kullanılmak üzere  çekilen bir fotoğrafta veya resimde fotoğraflanandan izin almak gerekmemektedir. Fakat bu resmi veya fotoğrafı ticari amaçla kullanmak maksadıyla bir soba veya klima reklamında kullanmanın maksadın aşılması olduğu ve  izin almadan yayımlamanın mümkün olmayacağı düşüncesindeyiz.
 
Resimlerin kamuya sunuluşu haber verme amaçları içinde olmalıdır. 
 
Bu bölümde, genel olarak, siz değerli Fotoğraf Sanatçısı arkadaşlarımıza, Fotoğrafın Hukuktaki yeri ve Fotoğrafların Hukuki kimlikleri ile ilgili olarak bilgi vermeye çalıştım.Tüm Fotoğraf Sanatçısı arkadaşlarımıza  rehber olması dileklerimle .. 
 
               Karanlık bir odada, çatlaktan sızan ışık gibidir, sanat ve sanatçı            …/ devam edecek
 
AV. ÖZGE ÖZŞAHİN
Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk ve Ceza Mahkemeleri
Yeminli Bilirkişisi