Hangi kaderle hangi umuda yol alacaksın çocuk. Sen mi çizdin ki yaşadığın çizgiyi; şehrin çok ötesinde kalmış umutların ve çocuk halinle nasıl koşacaksın pembemsi düşlerin peşinde…

 

Çok değil elli metre ileride boy, boy yükselen ışıltılı binaların arasına sıkışmış yarına çıkan yaşamında hangi çocuksu hayalleri kurup yaşayacaksın, hangi oyun parkına kaç adım ötedesin farkında mısın?.. Ya da hangi tarifsiz mutluluğun geleceğinde çırpınacak yüreciğin?

 

Yumuk ellerinde Can gibi koruduğun oyuncağı, sen mi beğendin her çocuğun düşlerini süsleyen oyuncakçı raflarından.

 

Kaç defa yeni elbise alındı sana ya da kaçı için “Bu olsun” diyebildin. Hep toplanan sunuldu sana, aynı analık, aynı kaderin geçmişi hep yaşayamadıklarıyla kucakladı seni ve tıpkı sen gibi yaşayamadıklarını sunmak istese de sana, lakin hiç kıramadı çemberini.

 

Kaç kez gittin lunaparka çocuk, kaç defa bindin atlıkarıncaya… Çocuksu kahkahaların kaç kez yükseldi bulutlara korkusuzca ve biliyor musun anlamını adına mutluluk denen sihirli kelimenin...

 

Ötende geçip giden rengârenk arabalara baktıkça, benim için bana gelecek var mı içinde acaba diyen gözlerin kaç kez kapandı umutsuzca.

 

Bir sabah ansızın hep aynı telaş içinde yine birileri geldi; hep aynı telaşlı konuşmalara tanıklık ettin yine… Ve hep yağmurlu bir havada toplandı çadırınız…

 

Her seferinde uzağa, daha uzağa fırlatıldı yoksulluğun ve her seferinde bir türlü anlamlandıramadın adına kader denen şeyin düşlerine hiç yakın durmayışını, sen koştukça onun neden kaçtığını hiç ama hiç kavrayamadın..

 

Kara kış ortasında sıcacık bir odada kaç kez yıkanıp arındın çocuk… Kaç defa ısındın şöyle adam gibi ve kaç kez doydun hiç unutmayacak kadar...

 

Masalsı hikâyelerin arasına saklanmış çocukluğunla kaç kez tanıştın hiç anımsıyor musun? Yokluğun, yoksulluğun ortasında, kimler düşündü yarına koşan seni... Ya aynı kaderi yaşayanlar ne yaptı senin geleceğine.

 

Çocuk yüreğin hep kabullendi sana sunulanı ve hep yoklukta öğrendin sevmeyi, kadere isyan edemeyeceğini nasıl öğrettiler sana ben de senin kadar iyi bilirim çocuk…

 

Sen Çocuk, ben Çocuk… Ellerin ne çok benzer ellerime… 

 

Ergün Karadağ

ergunkaradag@hotmail.com